Tekirdağ sahilleri, plajları ile tatil yapılabilecek şehirlerden biri ama plajlardaki ağır koku ve kanalizasyon iddiası akıllarda soru işareti bırakıyor. Değirmenaltı ve Marmaraereğlisi plajlarında arıtılmadan denize deşarj edildiği öne sürülen evsel atıkların yarattığı mikrobiyolojik tehlikeyi ve halk sağlığı risklerini; yurttaş anlatımları, resmi veriler ve Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Burcu Tokuç’un uyarılarıyla derledik.
Kıyı Şeridinde Alarm: “Açıklar Temiz, Kıyılar Kirli”
Tekirdağ sahillerini kullanan vatandaşlar, kirliliğin özellikle kıyı şeridinde yoğunlaştığını belirtiyor. Marmaraereğlisi’ne 1 haftalığına tatile gelen Celal Usta, deniz suyunun açık kısımlarının berrak olduğunu ancak kıyıya yaklaşıldığında durumun değiştiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Deniz fena değil. Açağa gittiğin zaman güzel, temiz; bir sıkıntı yok. Ancak kıyı tarafında yazlıkların kanalizasyonundan kaynaklandığını düşündüğümüz bir koku var. Rüzgarlı havalarda dipteki pislik yosunla birlikte yukarı çıkıyor, deniz kirleniyor.”
Bölgede gün içinde farklı plajları gidip oralarda yüzen Mustafa Yıldız ise Uçmakdere’den Değirmenaltı’na kadar uzanan sahil hattında benzer bir tabloyla karşılaştığını şöyle dile getirdi: “Her iki sahilin de temiz olmadığını düşünüyorum. Belki kanalizasyon atıkları, belki de temizlenmediği için; nedenini tam bilemiyorum ama her yerde ağır bir koku ve kirlilik hakim.”
Normalleşen Çevre Felaketi: “Artık Kimse Yadırgamıyor, Kokuya Alıştık”
Bazı tatilciler kirliliğin artık süreklilik kazandığına dikkat çekiyor. Her yaz Marmaraereğlisi’ne gelen Elif Özyurt, bu durumu normalleşen bir sorun olarak tanımladı ve “Kirlilik her zaman var. Kanalizasyon atıkları buna sebep oluyor. İnsanlar da artık yadırgamıyor; hep koku var. Bu kokunun bize zarar verip vermeyeceğini de bilmiyoruz” dedi.
Bölgenin yazlıkçı sakinlerinden Sevim Demir ise çekinerek konuştuğunu belirterek, “Görünür bir kirlilik olduğu kesin ve temizlenmesi gerekiyor. Koku beni şimdilik aşırı rahatsız edecek düzeyde değil ama bu konudan bahsederken yine de çekiniyorum” ifadelerini kullandı.
Marmaraereğlisi ve Değirmenaltı sahillerindeki duruma dikkat çeken Tufan Özel, sahilin genel manzarasını şu sözlerle özetledi: “Çok ağır bir koku var, sadece sahil şeridinde de değil sahil girişinde de kirlilik var. Halk plajları temizlenmiyor, turistik yerler daha bakımlı. Kötü kokunun sebebi kanalizasyon atıkları olabilir; temizliği yapılmıyor, her yer yosun çöp içinde.”
Sahile yakın binaların yağmur suyu hatları haricinde evsel atıklarının usulsüzce denize döküldüğü iddialarını Tekirdağ Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Burcu Tokuç’a sorduk.
Uzman Uyarısı: Evsel Atıklar ve Mikrobiyolojik Tehlike
İddiaları sorduğumuz Tekirdağ Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Burcu Tokuç, evsel atık suların hiçbir arıtma işleminden geçirilmeden doğrudan yağmur suyu hatlarıyla denize ulaştığı senaryonun çok ciddi bir halk sağlığı sorunu yarattığına dikkat çekiyor. Tokuç, bu suların yalnızca organik kirlilik içermediğini, insan dışkısından kaynaklanan çok sayıda hastalık etkenini de barındırdığını belirtiyor.
Değirmenaltı Plajı ve Salat Yağ Fabrikası Çamlık Plajı’nda 7 Temmuz 2026 tarihindeki ölçümlerde Escherichia coli (E. coli) ve İntestinal Enterokok sayıları yüksek çıkmış, su kalitesi “zayıf” değerlendirilmişti. Bu durum, suda fekal kirlilik düzeyinin yüksek olduğunu ve kanalizasyon atıklarının karıştığını gösteriyor.
Atık sularda yer alan mikroorganizmalar ve yol açtıkları riskler ise şöyle sıralanıyor:
Bakteriler: Escherichia coli, Salmonella, Shigella, Campylobacter, Vibrio türleri
Virüsler: Norovirüs, Rotavirüs, Adenovirüs, Enterovirüs, Hepatit A ve Hepatit E virüsleri
Parazitler: Giardia, Cryptosporidium ve diğer bağırsak parazitleri
Bu etkenlere maruz kalındığında akut ishal ve kusma ile seyreden gastroenteritler, Hepatit A gibi viral enfeksiyonlar ile göz, kulak ve deri enfeksiyonları görülebiliyor. Özellikle yaz sıcaklarında mikroorganizmaların çoğalma hızı artarken, sürekli kirli su deşarjı denizin doğal temizlenme kapasitesini aşarak kirliliği kalıcı hale getiriyor.
Kötü Kokunun Kaynağı ve Kıyı Kumundaki Gizli Tehlike
Kanalizasyon kaynaklı organik maddelerin parçalanması sırasında oluşan hidrojen sülfür, amonyak ve metan gibi gazlar kötü kokulara yol açıyor. Tokuç, yoğun kötü kokunun tek başına bir hastalığın doğrudan kanıtı olmadığını, ancak çevrede ciddi organik kirlilik ile oksijen yetersizliğinin göstergesi olduğunu vurguluyor. Oluşan bu gazlar baş ağrısı, mide bulantısı, göz ve solunum yolu irritasyonuna neden olabiliyor; ancak asıl büyük sorun kokunun arkasındaki mikrobiyolojik kirlenme.
Deniz suyu ve atık sulardan etkilenen kıyı kumu da önemli bir rezervuar oluşturuyor. Kirlenmiş sulardan taşınan bakteri ve parazitler kum içinde saatlerce hatta günlerce canlı kalabiliyor.
Çocuklar ve Kırılgan Gruplar İçin Büyük Risk
Çocuklar erişkinlere kıyasla enfeksiyonlar açısından çok daha yüksek risk altında bulunuyor. Bunun nedenleri arasında bağışıklık sistemlerinin henüz tam gelişmemiş olması, deniz suyunu istemsiz olarak daha fazla yutmaları, kumla uzun süre temas etmeleri ve ellerini ağızlarına sık götürmeleri yer alıyor.
Prof. Dr. Burcu Tokuç, risk düzeyinin kirlilik derecesine, kullanan kişilerin özelliklerine ve maruziyet süresine göre değiştiğini belirterek şu uyarılarda bulunuyor:
Kirli deniz suyundan yalnızca yüzerek değil; suyun yutulması, açık yaraların teması, göz ve kulak teması ile kirlenmiş kumla uzun süre temas yoluyla da enfeksiyon bulaşabiliyor.
Fekal kirlilik arttıkça gastroenteritler, dış kulak yolu enfeksiyonları, konjonktivitler (göz enfeksiyonları), cilt enfeksiyonları ve üst solunum yolu enfeksiyonları belirgin şekilde artıyor.
5 yaş altı çocuklar, yaşlı bireyler, gebeler, bağışıklık sistemi baskılanmış ve kronik hastalığı bulunan kişiler en riskli grupları oluşturuyor. Yaz sıcakları bakterilerin çoğalmasını hızlandırırken, bu durum bireysel olmaktan çıkıp toplumsal bir halk sağlığı riskine dönüşüyor.
Çocukların oynamaması ve denize girmemesi gereken alanlar:
Kanalizasyon deşarjı olduğu düşünülen,
Kötü kokunun hissedildiği,
Su renginde belirgin değişiklik bulunan,
Köpüklenmenin görüldüğü,
Yüzeyde atıkların bulunduğu alanlar.
Hangi Durumda Plajlar Kapatılmalı, Halk Nelere Dikkat Etmeli?
25.09.2019 tarihli ve 30899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik kapsamındaki Kritik Mikrobiyolojik Eşikler şunlardır:
Escherichia coli (E. coli): 100 ml'de ≥ 1000 KOB (Koli basili sınır değeri aşımı)
İntestinal Enterokok: 100 ml'de ≥ 370 KOB (Dışkı gösterge bakteri aşımı)
Rutin analizlerde bu parametrelerin sınır değerleri aşması durumunda kirliliğin kaynağı araştırılmalı, yeni numuneler alınmalı, risk değerlendirmesi yapılarak halk bilgilendirilmeli ve gerekirse yüzme alanı geçici olarak kullanıma kapatılmalıdır.
Vatandaşların alması gereken önlemler:
Kötü kokulu veya su rengi değişmiş alanlarda denize girmemek.
Yağışlardan sonraki ilk 24–72 saat içinde, özellikle şehir merkezlerine yakın plajlarda yüzmekten kaçınmak (yağmur suyu hatları kirleticileri denize taşıyabilir).
Ciltte açık yara varsa denize girmemek.
Çocukların kirli görünen kum ve suyla uzun süre temas etmesine izin vermemek.
Denizden çıktıktan sonra temiz suyla duş almak.
Bağışıklığı baskılanmış ve kronik hastalığı olan bireylerin riskli bölgelerde yüzmemesi.
Belediyeler ve ilgili kurumlar tarafından açıklanan yüzme suyu analiz sonuçlarını takip etmek.
Sonuç ve Şeffaflık Çağrısı:
Tekirdağ Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Burcu Tokuç, kanalizasyon deşarjı iddialarının yalnızca gözleme veya kötü kokuya dayanarak doğrulanamayacağını, durumun mutlaka çevresel incelemeler ve düzenli laboratuvar analizleriyle ortaya konulması gerektiğini vurguluyor. Ancak arıtılmamış evsel atıkların denize ulaştığının saptanması halinde bunun çevre kirliliğinin ötesinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi yaratacağına dikkat çekilerek; altyapının düzeltilmesi, su kalitesinin düzenli izlenmesi ve sonuçların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması çağrısında bulunuluyor.








